ile
İletişim: mail@aktueldergi.de
Yazarlar

Ahmet Sargın
Ahmet Berhan YILMAZ
İFTAR ÇANI ÇALDIYSA ORUCUMUZU AÇALIM
Zeki Önsöz
Girne Yolundaki Tehlikeli Dönemeç

Ayşe Kocatürk
Kiliselerin AB ve ABD Politikasındaki Yeri Ne
Çiğdem Altınöz
Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır
Almanya'da Ramazan ve Çocuklar

Erdoğan Keskin
AVRUPA´DA TÜRKLER SiYASET ARENASINDA

Hasan Kayıhan

Hidayet Kayaalp

Mahmut Aşkar
Muhsin CEYLAN
Nevzat Laleli

Prof. Dr.Nurullah AYDIN

Ozan Yusuf Polatoğlu
Bitlis’de 5 Minare İsviçre’de 4 Minare

Sedat Açıkbaş
VUVUZELA’NIZ BATSIN YAMYAMLAR!
RAMAZAN VE AVRUPA DA YANKILARI
Abidin Güneyli
| İmam Hüseyin |
| Pazar, 03 Ocak 2010 00:17 |
|
Mahmut AŞKAR Aralık ayının bendenizde bıraktığı ve hiç eksilmeden ömrümün son nefesine kadar taşıyacağım acıdan bağımsız olarak, bu yıl da Hicrî takvimin ilk ayı Muharrem, Aralık’a denk geldi. Anlayanlar ve bilenler için Muharrem, Kerbela’yla özdeşleştiğinden bir matem ayıdır. Aralık, aynı zamanda Türk-İslâm düşünce hayatının çok önemli abide şahsiyetlerinden Hz. Mevlana’nın ve Mehmet Akif Ersoy’un ölüm yıldönümlerinin olduğu aydır. Her birini saygı, hürmet ve Fatihalarla anıyoruz. “Ölü”süyle irtibatı koparmış, diyaloğu kesmişlerin istikbâlleri karanlık, gidecekleri yol müphemdir. “Hüseyinleşmek” adlı kitabımızın okuyucuyla buluşmasından sonra değişik kesimlerden gelen tepkilerden çıkardığımız netice; din adına ilân edilen “yasak bölgeler”e olan ilginin, muhafazakâr kesimde bile artış gösterdiği yönündeydi. Başka bir ifadeyle; 10 Muharrem’i neredeyse bir aşure şölenine dönüştüren “Dini Bütün Müslümanlar”ın aksine, o günü Hz. Hüseyin’in Kerbela’da verdiği şanlı mücadeleyle hatırlayan, anan ve anlamaya çalışan yeni bir kol, ya da ekol müslümanların varlığı da, Kerbela çölünde susuzluktan yanan ciğerlere inen bir yudum su kadar insanın içini serinletiyor.
Davaların rafa kaldırıldığı, dava adamlarının ya zamaneye, ya da nefislerine yenik düştükleri bir devirde; Hz. Hüseyin gibi bir imama, bir lidere, bir dava erine mazlumlar, mağdurlar, yetimler, hakları gasp edilmiş, ülkeleri yağmalanmışlar adına ve öksüz davalar adına şiddetle ihtiyaç var! Şu beli bükük, boynu düşük, omurgasız müslümana, İmam Hüseyin gerek... “Ah O Cennet Gençlerinin Efendisi”ydiyle avunan ve avutanlar, “Ah Hüseyin, Vah Hüseyin”ci ağlayan ve ağlatan anlamazlar elinden ya Hüseyin!... Ya Hüseyin! İmanı çöle, fikir bahçesi hara dönmüş, merhamet pınarları kurumuşların, kanımızı Zemzem niyetine içenlerin elinden medet ya Hüseyin! Aşura’mız (*) aşurelendi; sürgündeki Abuzerler geri dönmedi; sağım Kerbela, solum Rebeze... Kufelileşen insanlık, Yezidleşen bir dünya... Gel İmam’ım ol artık... Sen, benim mukaddes davamın ete kemiğe bürünmüşüsün... Herkes kendi Hüseyin’ine ağlar, kendi Kerbela’sında kavrulur... Yeniden diriliş seninle; bizi Kerbala’mızdan çıkaracak, Hüseyinlerimize kavuşturacak da yine sensin! (*): “10 Muharrem”in başka bir adı da Aşura’dır. O güne atfen pişirilen tatlının adı ise, aşure’dir. Sonraki Makale |








