ile
İletişim: mail@aktueldergi.de
Yazarlar

Ahmet Sargın
Ahmet Berhan YILMAZ
İFTAR ÇANI ÇALDIYSA ORUCUMUZU AÇALIM
Zeki Önsöz
Girne Yolundaki Tehlikeli Dönemeç

Ayşe Kocatürk
Kiliselerin AB ve ABD Politikasındaki Yeri Ne
Çiğdem Altınöz
Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır
Almanya'da Ramazan ve Çocuklar

Erdoğan Keskin
AVRUPA´DA TÜRKLER SiYASET ARENASINDA

Hasan Kayıhan

Hidayet Kayaalp

Mahmut Aşkar
Muhsin CEYLAN
Nevzat Laleli

Prof. Dr.Nurullah AYDIN

Ozan Yusuf Polatoğlu
Bitlis’de 5 Minare İsviçre’de 4 Minare

Sedat Açıkbaş
VUVUZELA’NIZ BATSIN YAMYAMLAR!
RAMAZAN VE AVRUPA DA YANKILARI
Abidin Güneyli
| BATI VE TÜRKLER |
| Cumartesi, 06 Şubat 2010 20:54 |
|
Zeki Önsöz- Batı, Türklerin farkına ilk defa 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra vardı. Çünkü Türkler bu savaştan on yıl sonra Marmara kıyılarına ulaştı ve İznik’i başkent yaparak Türkiye Devleti’ni kurdu. Avrupa’nın en büyük devleti Bizans’ın, Türklerin eline geçmesi zaman meselesi idi. Bu durum Avrupa’yı dehşet içinde bıraktı. Çünkü Avrupalılar, Bizans’tan sonra sıranın kendilerine geleceğini, tek başına bir Avrupa devletinin Türklerin Avrupa’ya çıkmasını engelleyemiyeceğini biliyorlardı. Batı, Türkleri tehdit olarak algıladı. Bu nedenle bütün Avrupa biraraya gelerek, Türklerin bir Avrupa devleti olmasını engellemek, Anadolu, Suriye ve Filistin’den atmak için güçlerini birleştirdi. Türkler üzerine yapılacak bu seferlere ‘’Haçlı Seferleri’’ adı verildi.
Haçlı Seferleri
Haçlı Seferleri’nin birinci sebebi, Türkiye’nin bir Avrupa devleti olmasını önlemekti. İkinci sebeb ise, Avrupa’nın o yıllarda İslam dünyasına göre fâkirliği ve her alanda geri kalmışlığı idi.
Kasım 1095’de Fransa’nın Clermont şehrinde toplanan kilise ve devlet adamları kurultayında Papa II. Urban; ’’Türkler Küçük Asya’dan(Anadolu), Kudüs’ten atılmalıdır! Tanrı Haçlı Seferi istiyor!’’ diyerek kararını açıkladı. Papanın teşviki ile Kudüs’ü Müslümanlar’dan alıp Cennet’e kavuşmak ve zengin Doğu ülkelerini yağmalamak üzere, fanatik ve cahil Hıristiyan kitleleri 1096 yılının başlarında yollara düştü. Sultan Kılıç-Arslan 1096 eylülünde İznik’i almak için gelen yüzbin kişilik bu ilk sefil kafileyi darmadağın etti. Fakat bu sürünün arkasından Avrupa’nın en ünlü komutan ve şövelyelerinden oluşan altıyüzbin kişilik bir ordu geliyordu. 1097 mayısında Haçlılar Türkiye’nin başkenti İznik’i kuşattı.
Bu ordunun başında Gottfried von Baillon vardı. Türkler ve Haçlılar arasında İznik kalesi önünde geçen savaşta her iki tarafta ağır kayıplar verdi. Sultan Kılıç-Arslan kendi ordusundan sayıca kat kat üstün olan düşman ordusu karşısında geri çekildi. Sultan Kılıç-Arslan, Haziran 1097’de Eskişehir yakınlarında Haçlıları yeniden karşıladı. Haçlılara ağır kayıplar verdiren Sultan Kılıç-Arslan düşmanını imhâ edemeyeceğini anlayınca yeniden geri çekildi. Bundan sonra Türklerle Haçlılar arasında Anadolu’da amansız bir gerilla harbi başladı. Bu şekilde yapılan savaşlarla Haçlı Ordusu Anadolu’yu terkedip Antakya’yı kuşattıkları vakit sayıları yüzbine inmişti. Sultan Kılıç-Arslan Anadolu’da gerilla savaşı ile yarım milyon Haçlı’yı yok etmiş, bu arada Bizans’la da savaşmasına rağmen Türk Devleti’nin yıkılmasını önlemişti.
Haçlılar, ekim 1097’de Antakya’yı kuşattı. Antakya, Türkiye Devleti’ne değil, Büyük Türk Hakanlığı’na bağlı idi ve kale kumandanı Yağıbasan Bey’di. 7 aydan fazla süren kuşatmada Antakya önündeki Haçlıların öldürdükleri Türkleri yediklerini, vahşi ve barbar bir sürü olduklarını kendi tarih yazarlarından da öğreniyoruz. Haziran 1098’de kaledeki bir Ermeni’nin yardımı ile şehir Haçlıların eline geçti. Haçlılar Antakya’da kudurmuşçasına katliam yaptılar. Antakya’dan sonra Maara şehrinde aynı vahşet tekrarlandı. Batılı Haçlı sürüleri tarihe ‘’ Antakya ve Maara Yamyamları ‘’ olarak geçti.
Haçlılar yola çıktıktan 3 yıl sonra, Temmuz 1099’da Kudüs’ü ele geçirdiler ve Müslüman-Yahudi 70.000 insanı katlettiler. Türklere barbar diyen batılılar; Kudüs’te camilere sığınmış kadın ve çocukları keserek, kanlarını dereler gibi akıtan, bu zaferlerini(!) övünerek Papa’ya yazan Gottfried von Baillon’un’u hâlâ bir kahraman görüyor. Eli kılıçlı heykeli Brüksel’de Kral Meydanı’nda dikili duruyor.
Haçlılar, Kudüs ve Doğu Akdeniz kıyı şehirlerinde krallıklar kurdular. Türkler iki asır boyunca Avrupalıları buradan çıkarmağa ve Anadolu’ yu Türk yönetiminde birleştirmeye çalıştı. 1101 yılında Haçlı orduları Anadolu’ya girdi. Merzifon ve Konya Ereğlisi’nde bu ordular Sultan Kılıç-Arslan ve Danişmendliler tarafından imhâ edildi.
2. Haçlı Seferi’ne Almanya imparatoru III. Conrad ve Fransa Kralı VII. Lois katıldı. Sultan Mes’ut Ekim 1147’de Eskişehir yakınlarında Konrad’ın Haçlı kuvvetlerini imha etti. İmparator canını zor kurtardı. Conrad Fransa kralı Lois’in 150.000 kişilik ordusu ile birleşse de Türkler Haçlıları Toroslar’a çekerek ağır kayıplar verdirdi. Kalan Haçlılar Antalya’dan gemilere binerek Suriye’ye geçti.
Selahaddin Eyyübi’nin 1198’de Kudüs’ü fethetmesi üzerine 3.Haçlı Seferi’ne Almanya imparatoru Friedrich Barborossa, İngiltere kralı Arslan Yürekli Rişar ve Fransız kralı Philippe-Auguste katıldı. Almanya İmparatoru Konya’yı kuşattı ise de alamadı.Büyük kayıplar veren Barborossa Göksu nehrini geçerken öldü.
1095 yılında başlayıp 1272 yılına kadar süren 8 Haçlı Seferi yapıldı ise de birincisi hariç diğerleri başarılı olamadı. 4.Haçlı Seferinde Haçlılar Ortodoks Konstantinopel’i(İstanbul) işgal edip, şehri yağmaladılar.Kendi dindaşlarını öldürdüler. Kıymetli eserleri çalıp Avrupa’ya getirdiler. Burada 1204’den 1261’e kadar süren bir latin krallığı kurdular.
Haçlı Seferleri daha sonraki yüzyıllarda İslam dünyasının kılıcı ve kalkanı olan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı sayısız defa düzenlendi.
Haçlı Seferleri’nin sonuçları:
Haçlılar Türkleri Anadolu’dan atamadılar. İslam’ın ilerlemesini durduramadılar.
Türkler vatanlarını büyük bir cesaret ve imanla savundular. Birbirinden kahraman Selçuklu Sultanları kalabalık Haçlı sürüleri karşısında ümit ve azimlerini kaybetmediler. Vatanı kurtarmak için insan üstü bir gayretle çalıştılar. Sultan 1.Kılıç-Arslan, Sultan Mes’ut, Sultan 2.Kılıç-Arslan en zor şartlar altında dahi bir an tereddüte düşmedi.
Daha 20 yaşlarında olan Sultan Kılıç-Arslan, Eskişehir’de yarım milyon Haçlıyı birarada görünce dehşet içinde kalan kumandanlarına şöyle demişti; ‘’Gördüğünüz gibi göz alabildiğine dağlar, tepeler, ovalar, vadiler, düşman sürüleriyle dolmuş. Fakat ordumuzu bu sürünün elinden kurtaracağız. Sözlerimi iyi dinler ve bana inanırsanız, yurdumuzu da kurtarırız.’’ İşte bu büyük irade kuvveti ve iman vatanı kurtarmıştır.
2)Türklerin Anadolu’da Haçlıları durdurması veya engellemesi İslam dünyasını kurtarmıştır. Türkler, Anadolu’da Haçlıları karşılayıp yokederek Kudüs ve civarındaki kaleleri ve Doğu Akdeniz kıyısını ele geçiren Haçlıların yardım almasını, ilerlemesini engelledi ve onların sonlarını hazırladı. Türkler böylece İslam Dünyası’nı Haçlılara karşı göğüslerini siper ederek korudular. Doğu Akdeniz sahil şeridindeki Haçlı krallıkları da iki yüz yıllık yerleşmeden sonra köklerinden koparıldı. Haçlı Seferleri tarihin akışını durdursa da, Türklerin 1453’de İstanbul’u fethetmesini engelleyememiştir. 14. yüzyıldan itibaren Balkanlara yerleşen Türkler Orta Avrupaya ulaşmış ve 1529’da Viyana’yı kuşatmışlardır.
3) Türkleri tehdit olarak gören Katolik kilisesinin başı Papanın önayak olduğu Haçlı Seferleri ile bütün dünyada olumsuz bir Türk imajının yaratılması başlatılmıştır. Ünlü Hıristiyan ressamlar, bu amaçla yüzlerce eser yapmışlardır. Kitaplar yazılmıştır.Bütün dünyada bugüne kadar gelen olumsuz Türk imajının temeli Haçlı Seferleri sırasında atılmıştır.
4)Haçlı Seferlerinin uzun yıllar sürmesi ve Haçlıların Kudüs’ü ele geçirmelerindeki en büyük neden, İslam dünyasındaki bölünmüşlüktür. Hanedan üyelerinin taht için yaptıkları mücadeleler Selçukluları ve diğer İslam devletlerini Haçlılar karşısında zayıflatmıştır. İslam dünyasındaki monarşi ile yönetilen toplumlarda iktidar gücü bir kişi üzerinde toplanmakta, bu kişinin ölümünden sonra iç savaş başlamaktadır. Batıda ise kralın yetkileri başka kurumlar eliyle denetlenmektedir. Dün olduğu gibi, günümüzde deki İslam toplumlarında da bu sakatlık devam emektedir. Demokratik parlamenter sistemle yönetilen tek İslam toplumu olan Türkiye’de bile, seçimlerde tek başına iktidara gelen parti, iktidarı denetleyecek anayasal kurumlarla çatışmakta, iktidar gücünü tek elde toplamak istemektedir.
5) Haçlı Seferleri döneminde İslam Dünyası, yeryüzünün en gelişmiş medeniyetini temsil etmekte idi. Batılılar Haçlı Seferleri sırasında tıp, astronomi, kimya, coğrafya, matematik, mimarı alanlarındaki bilgilerini İslam dünyasından öğrenmişler, taklit etmişler, sonra onları aşmışlardır. ( Avrupalıların İslam dünyasından öğrendikleri konusunda geniş bilgi için: Dr. Sigrid Hunke ‘’Avrupa’nın Üzerine Doğan İslam Güneşi’’ bu değerli eserin Almanca orjinal adı, ‘’Allahs Sonne über dem Abendsland ‘’ ve Haydar Bammat’ın ‘’İslamiyet’in Manevi ve kültürel değerleri ‘’ isimli eserleri mutlaka okunmalı.)
6) Aralık 1917’de Kudüs’e giren İngiliz kumandanı Generel Allanby’in ‘’Haçlı Seferleri şimdi bitmiştir ‘’ sözü İslam dünyasının yüzyıllar boyu her yandan saldırıya uğradığını göstermektedir. İslam dünyası bu nedenle
içine kapanmış, savunmaya çekilmiş, hoşgörüsüz olmuştur. İslam dünyası için modernlik bu durumda öteki olmaktadır. Kendi kimliği ile modernlik arasında sıkışıp kalan İslam dünyası bu duruma çözüm bulamamakta, bir türlü ileri hamleler yapamamaktadır.
Kaynakça:
Amin Maalouf; Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, Telos Yayıncılık, İstanbul, 1988
Brenda Ralph Lewis; Die Kreuzzüge, DJW, Hamburg, 1976
Claude Cahen; Osmanlılardan önce Anadolu’da Türkler, E Yayınları,İstanbul, 1984 Erdoğan Merçil; Müslüman Türk Devletleri Tarihi,Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1991
Peter Milger; Die Kreuzzüge, Krieg im Namen Gottes, Bertelsmann, München, 1988
Yılmaz Öztuna; Büyük Türkiye Tarihi, Ötüken, İstanbul, 1977
Şubat / 2010
www.zekionsoz.com |








